14.12.2013
16 Aralık
Yazmak istiyorum,
çok yazmak istiyorum,
çok anlatacak şey var,
mesela mevcut evimi satıp başka bir ev aldım,
oraya taşındık,
onun hikayeleri,
sağlık durumları vs.ler.
Bunlarla ilgili elbet döneceğim,
ama beni bugün buraya getiren yine yeni yeniden Galatasarayım.
Çok büyüksün ki,
vizyonsuzlara karşı -UEFA Ligi daha iyiydi, daha çok ilerlerdiniz- ,
söylediklerini kaale bile almadıklarımıza karşı - Schalke tır gibi ezer. GS'ın Juve'yi eleme şansı Fethiye'nin FB'yi eleme şansı kadardır- ,
büyüklüğünü,
Avrupa Fatihi olduğun gerçeğini gösterdin
ve Real Madrid ile Juventus' un olduğu gruptan çıktın,
hem de Juventus' u yenerek çıktın,
hem de 2'ye bölünmüş karlar altındaki bir maçta,
Portekizli hakeme karşı da çıktın.
Bana da geleneksel Şampiyonlar Ligi kura çekimimi yapmak kaldı tabii.
Burada paylaştım mı hatırlamıyorum ama ben bu işi geçen seneden beri yapıyorum.
Hem grup aşamasında hem de elemelerde kendi kuramı çekiyorum.
Grup aşamasında ancak Kopenhag'ı tutturmuştum.
Yalnız bu sefer Galatasaray'ı hep zor takımlarla buluşturmuşum.
İnşallah tutturamam diyeyim ve sonuçlara geçeyim:
Öncelikle düz çekim yaptım,
yani birinci sıradan gelen (Real hariç ) 7 takımı yazdım ve çektim, çıkan:
Dortmund :((
Sonra gerçek kura mantığıyla,
yani 16 takımın da adını yazarak
ve ilk başta aynı grupta olanlar birbirine çıkamaz,
aynı ülkeden gelenler birbirine çıkamaz kurallarını da hesaba katarak
( her çekişte söz konusu ülkeleri çıkarıp-dahil ederek)
çekim yaptım,
ortaya şu tablo çıktı:
Dortmund - Zenit
Real - Milan
Manu - Schalke
Bayern - GALATASARAY (çok özür dilerim, kura öyle çıktı, inş. yanılırım )
PSG - Man. City
Barcelona - Olym.
Chelsea - Leverkusen
Ath. Madrid - Arsenal
İşte böyleyken böyle.
Gerçek kuradan sonra sonuçları da aktarırım.
Esenlikle kalın :))
Edit: Chelsea geldi. Bilemedim kötü mü oldu iyi mi? :))
9.05.2013
ŞAMPİYONLUK GÜNÜ ÖYKÜSÜ
Merhabalar,
koyu Galatasaraylı bendenizin maça gitme isteği vardı geçtiğimiz pazar günü için.
maç biletleri perşembe satışa çıktı ama sadece belli bir kredi kartı olanlara!
genel satış için cuma günü beklendi,
fakat 55.000 kişilik stadın 42.000 kadarı kombine olarak çoktan satıldığından,
zaten azıcık kalmış biletlere bir de 1 gün boyunca erişimim olmayınca,
sıra bana geldiğinde "tükendi" yazısıyla karşılaştım tabii.
bir de bu yıl bizim bilet alma sistemimiz değişti.
artık bilet yalnızca bilet.galatasaray.org adresi üzerinden alınabiliyor.
o yüzden hiç bilmiyorum bilet iadesi yapılıyor mu,
iade eden olursa tekrar siteye koyuluyor mu yoksa son gün gişeden mi satılıyor.
hiçbir konuda en ufak bir fikrim yok.
"tükendi" yazısıyla defalarca kez karşılaşmama rağmen,
3-5 dakika aralıklarla belki 100 kere giriş yaptım siteye.
her seferinde aynı sonuç.
bilet yok.
1000 kere de yenilesen değişecek bir şey yok.
maç günü geldi.
o gün zaten en önemsiz maçlara bile zor bilet bulunur,
çünkü artık son dakikadır yani,
o zamana bıraktıysan biletsiz kalmak sana müstehaktır gibi bir hava vardır.
ben maç sabahı uyandığımda bunu da bilmeme rağmen yine girdim siteye.
yine bilet yok.
kalktım yüzümü yıkadım tekrar denedim.
olmadı.
deli gibi amaçsız sürekli denedim.
sonunda artık arkadaş olduğum "tükendi" yazısı yerine koltuk seçme menüsü çıktı!
o kadar şaşırdım ki,
bir hata olduğuna emin olarak adımları gerçekleştirmeye başladım.
babamla gideceğimiz için 2 koltuk istedim,
vermedi.
1 koltuk istedim, verdi!
sepetimde 1 bilet var ama bana 2 tane lazım!
tekrar o meşum tükendi yazısı çıkmaya başladı mı bir de!
yenile yenile diye uğraşıp F5 tuşunu aşındırırken bir bilet daha düştü!
sepetimde 2 bilet oldu fakat yanyana değiller
ve pahalı yerdeler.
Batı VIP!
ama kimin umurunda?
zaten yılda 1 kez gidiyoruz maça
ve kazanırsak şampiyon olacağımız maç!
üstelik babam kredi kartı numarasını vermiş
-fakat 250 TL'ye kadar harcamak koşuluyla-
benim biletler 700 TL tuttu ama babamı ararsam sayfada kalma sürem bitecek
( her girişte 10 dk kalma hakkı var bu arada )
gözümü karartıp bastım "siparişi onayla" butonuna,
hata verdi!
dedim ki,
biliyordum zaten maç günü pahalı yerden de olsa bilet kalmayacağını.
aklım bunu diyor ama elim durmuyor,
2 gündür yaptığım gibi yine basıyorum yenile tuşuna,
tekrar giriyorum kredi kartı numarasını
ve gözlerime inanamıyorum
"siparişiniz onaylandı" yazıyor ekranda.
bilgilerimi mail olarak göndereceklermiş!
yahu diyorum hangi bilgilerim?
şampiyonluk maçında en güzel yerden Galatasarayımı izleyeceğim yerin bilgileri mi?
maile bakarken bile şok üstümde hala!
babamı arıyorum,
o günkü programı doludur, kendini ayarlasın diye.
önce sevinsin diye iyi kısımlarını söylüyorum,
günlerdir nasıl uğraştığımı,
bilet bulmanın ne kadar zor oluğunu filan.
sonra da fiyatını ve yanyana oturamayacağımızı söylüyorum.
kızacak sanıyorum ama o da o kadar seviniyor ki kızamıyor.
yanımıza oturanlardan rica ederiz belki koltukları değiştiririz diyor.
o biletler karaborsada 1.000 TL eder ama onları satmak kendimize ihanettir 10.000 TL bile verseler satmam diyor.
işte cimbomlu böyle olur diyorum ben de.
yalnız bir sorun daha var,
internetten alınan biletler ancak bir kaç GSStore'dan teslim ediliyor
ve bu işlem ancak 15:00'e kadar yapılabiliyor.
yoksa gişeden almak zorundasın ki bu da maç günü olduğundan 2-3 saat sıra beklemek anlamına da gelebilir.
erkenden yola çıkıyoruz,
stada yakın olan Metrocity'den biletlerimizi sorunsuz alıyoruz.
( ben biletler elimize geçene kadar
son anda bir şey olacak
"sitede hata oluşmuş, bilet yok biz size paranızı iade edelim" diyeceklermiş korkusu yaşıyorum. )
bir de marşlarımızın olduğu bir CD alıyoruz dönüşte dinlemek için gişeden.
yemek falan da yiyoruz ama çok vakit geçmiyor,
5 gibi staddayız!
daha maça 3 saat var,
maçın kendisi,
sonrası-kutlaması filan derken nerden baksan 5-6 saat daha dışarıda kalmam lazım.
benim gibi başı dönen birisi için,
böyle gürültülü yorucu bir ortamda bu denli uzun zaman bulunmak büyük korku kaynağı.
sürekli nasıl dayanacağımı düşünüyorum,
gücümü idareli kullanmaya çalışıyorum.
ama stadımız o kadar güzel ki,
yerimiz de öyle,
futbolcuların sahaya çıktığı tünelin biraz üstündeyiz,
Fatih Terim'in oturduğu yer çaprazımızda,
futbolcu aileleri hemen aşağımızda.
önce şampiyon kürek takımımız kupalarıyla stada geliyor,
sonra Vedat İnceefe'ye ödül veriliyor,
ısınma hareketleri vs derken maç başlıyor.
sahadan gelen çim kokusu,
futbolcuların burnumuzun dibinde olması,
yaptığımız inanılmaz tezahüratlar,
çalınan marşlar,
attığımız 4 muhteşem gol,
tüm camia kenetlenişimiz,
üzerine rakibin de yenilmesinin ardından şampiyonluğumuzu ilan ediyoruz!!!
yine en büyük Galatasaray!
futbolcular maç sonrası hemen yakımızdaki Fatih Terim'in yanına gelince,
resmen şampiyonluğun ilk dakikalarını futbolcularla burun buruna kutluyoruz.
sonra kimse sahaya inmiyor,
taşkınlık yapmıyor,
itiş kakış olmuyor.
sadece futbolcular ve Fatih Terim çimenlerin üzerinde,
kutluyor eğleniyor coşuyorlar.
benim başımın dönmesi sonlara doğru çok artıyor,
otoparka gittiğimizde bitmiş durumdayım ve otoparkta trafik kilit,
tek çıkış olduğundan uzun süre arabada bekliyoruz ve ben artık karbonmonoksit zehirlenmesi geçireceğimizden korkarken,
çıkmayı başarıyoruz.
yolda çeşitli konvoylara gire çıka,
marşlar dinleye dinleye dönüyoruz.
babam beni eve bıraktığında saat 01:30'u bulmuş oluyor.
ve bir şampiyonluk günü,
benim ilk kez stadda şampiyonluk kutladığım gün böyle noktalanıyor!
25.03.2013
Grinin Tonları
merhabalar,
bugün direkt konuya girmek istiyorum.
bu aralar Gri'nin Elli Tonu serisini okuyorum.
2. kitabı bitti 3. kitaba başladım.
aslında seriyle ilgili sinir olduğum bir sürü şey var,
ama başlayınca kolay bırakamama hastalığım olduğu için merak ettim bir kere.
beni bu seriyi okumak için en baştan etkileyen şey filminin çekilecek olmasıydı.
herkes konuşurken konuyu bilmemek beni o kadar rahatsız etti ki,
sonunda dayanamadım başladım.
şimdi de hikayenin tamamını bilme isteğimin peşindeyim.
kitabı okumadan önce öyle bir fikre sahip olmuştum ki,
ben okurken kendimden bile utanacağım filan diye korkuyordum.
yazarın anlattığı bazı sahneler evet cinsel içerikli,
fakat öncesinde korkutulduğum gibi çıkmadı.
kitabın kapağında bile "dikkat yetişkinler içindir" yazınca ben okunmaz bir şeyle karşılacağımı sandım.
evet olaylar detaylı anlatılıyor
ve tabii ki "yetişkin" içeriğe sahip bir kitap.
ama benim okuduğum bir çok "normal" kitapta bundan beter sahneler vardı.
kapağında uyarı filan da bulunmadan üstelik!
bunun tek farkı bu bölümlere 20 sayfada bir falan yer vermesi,
yani çok sık bu konunun konuşulmasının insanı irrite etmesi.
neyse geliyorum beni asıl ve en çok rahatsız eden duruma:
bu kitap bildiğin Twilight!
daha doğrusu onun yetişkin versiyonu!
sakar, doğrucu, fazla süsle püsle işi olmayan, sürprizleri sevmeyen, zenginliğe mesafeli duran, tecrübesiz, kendini sıradan bulan kız tiplemesi,
bildiğimiz Bella!
yemin ederim bir ara Ana'yı okurken gözümde Bella canlanmaya başladı.
Bella üniversiteyi bitirmiş karşısına da vampir yerine Christian çıkmış!
Christian desen Edward'ın insan versiyonu:
aşırı zengin, aşırı yakışıklı, piyano çalar, uçak kullanır, Fransızca konuşur, dünyayı gezmiştir.
ama kendini sevilmeye layık görmez.
sonunda gidip sıradan bir kıza aşık olur,
ama ona yakın olmasının kıza zarar vereceğini düşünerek,
bir müddet kızdan uzak durmaya çalışır.
( evet acı çeken vampirimiz Edward'dan başkası değil )
bu arada da Bella, pardon Ana, "ben onun için çok sıradanım zaten, o muhteşem, neden bana baksın ki?" triplerine girer.
yani olay örgüsünün temeli:
kız sıradan, orta halli,
erkek zengin müthiş özelliklere sahip ama kendisini sevilmez kıldığını düşündüğü karanlık yanları var.
haaa bu arada Jose karakteri de esmerliği, farklı milletten olması vs ile bildiğimiz Jacob.
bir de şu sürekli tekrar eden, birbirinin aynı laflar:
gözlerimi devirdim, dudaklarımı ısırdım-ısırma dedi, parmaklarıma baktım, içimdeki tanrıça şöyle yaptı.
bunlardan herhangi birinin geçmediği tek bir sayfa yok.
ha bir de vücut şampuanı-Christian kokusu.
yeter be! diye kitabı elimden atacağım ama atamıyorum işte :))
zaten Twilight'ı da "filmi çıkan süper bir kitap varmış" diye zorla okumuştum.
şimdi de "filmi çıkacak" diye buna sardım.
son olarak filmde oynaması düşünülen insanlardan bahsedip gideyim:
1-) Henry Cavill
2-) Matt Bomer
3-) İan Somerhalder
bunlardan birinin Grey'i oynama olasılığı çok yüksekmiş.
ben bu role en iyi giden Henry Cavill olur diyorum.
ve kaçıyorum.
Etiketler:
Grinin elli tonu
20.03.2013
Les Miserables
bu akşam Les Miserables'ı izledim.
hayran kaldım, mahvoldum, etkilendim!
bir saattir youtube'dan şarkılarını farklı ülkelerde farklı sanatçılar nasıl yorumlamış onu araştırıyorum.
hangi birini sayayım?
look down'u mu empty chairs at empty tables'ı mı,
do you hear the people sing'i mi?
i dreamed a dream'i nasıl unuturum ya da one day more'u?
müzikal böyle olur desem abartmış mı olurum bilmiyorum.
çocukluğumda okuyup hüngür hüngür ağladığım bir kitap olmasının da etkisi vardır belki bilmiyorum ama.
" ben sefilleri sevmiyorum " diyenlere oldum olası sinir olurum zaten.
bu filmi de sevmeyen bana gelmesin,
bana söylemesin,
kendi içinde sevmemeye devam etsin.
bu arada bu film varken ya da başka herhangi bir film varken Argo'ya Oscar verenlere selam ederim.
iyi geceler :))
13.03.2013
ASLAN GALATASARAY ÇEYREK FİNALDE!!
ÇEYREK FİNALLLLLL :)))))
NE BÜYÜKSÜN CİM BOMUM!!!
1-0 GERİDEN GELİP,
ÜSTELİK İLK MAÇIN AVANTAJI ONLARDAYKEN,
BU MAÇI ÇEVİRMEK
VE 3-2 GİBİ BİR TARİH YAZMAK!!
SANA YAKIŞIR ASLANIM!!!
GERÇEKLERİ TARİH YAZAR TARİHİ DE GALATASARAY!!!
Etiketler:
Galatasaray Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final
19.02.2013
bugünler...
*** bu aralar beni güldüren de ağlatan da sadece Galatasaray mıdır nedir?
bkz. Galatasaray sözlük girişi :)
hagi hagi hagiii..
*** Schalke maçı yaklaştıkça heyecan fena artmakta.
bir de o kahrolası "nerede izleyeceğiz?" konusu.
hayır başım dönmese kahvede de izlerim hiç sorun değil de.
uzun süre oturamıyorum sandalye tepesinde.
neyse beni şu hasta halimle haftaiçi gece yarılarına kadar sokaklara mahkum edenlere hakkımı helal etmiyorum.
yaşasın Avrupa maçlarını şifresiz kanalda yayınlayanlar!
*** Umut Sarıkaya / benim de söyleyeceklerim var 3'ü okuyorum.
korkunç dertlerimden belki bir kaç dakikalığına da olsa uzaklaştırır diye.
bu konuda çok başarılı değil ama kitap güzel olmadığından değil, dertlerim çok korkunç olduğundan.
*** ampute sporcu Pistorius'un kız arkadaşını öldürmesi???
Lance Armstrong olayından sonra "ilham verici, işte isterseniz neler başarabileceğinizin kanıtı" diye önümüze sunulan simgeleşmiş bir ismin daha berbat bir olayın içinde yer alması.
kimse ferrarisini filan satmaz artık arkadaş!
*** tüm bunlar olurken minik aslanımız Tunahan'ın vefat etmesi.
bir yandan bu yaşta bu acıları çekti diye üzülürken, bir yandan en azından son isteği gerçekleşti ve Galatasaraylı futbolcularla buluştu diye az da olsa teselli bulmaya çalışıyorum.
acıların son buldu, umarım cennetin en güzel yerinden çarşamba günü Schalke galibiyetini ve bir gün de Şampiyonlar Ligi Kupası'nı aldığımızı izlersin.
melek yavru. huzurla uyu. ışıklar içinde yat.
20.01.2013
sneijder galatasaray'daaaaaaaaa
GELDİ İNSAFSIZ :)))))))
Hoşgeldin Wesley yüreğime,
boş ver be elalem ne derse desin
hadi hadi hadi hadiiii...
Seni beklediğimiz gibi kimseyi beklemedik,
şu an Galatasaray TV'de konuşuyorsun,
taraftarlarla ilgili açıklamalar yapıyorsun,
tüm bunlar inanılmaz şeyler gibiydi, gerçekleşti.
Hoşgeldin, hoşgeldin! :))))
27.12.2012
kısa kısa dünya magazin
***MTV'de UK The Official Top 40 listesini izliyorum da,
2012'nin en iyileri var şu an,
Gangham Style 6 numarada?!
bu şarkıdan daha başarılı olmuş 5 şarkı daha mı var yani 2012'de?
şarkıyı seversiniz sevmezsiniz o ayrı,
ama youtube'da 1 milyar tık almış başka şarkı mı var bu yıl Allahaşkına?
sırf bu haftayı baz alıyorlarsa o başka..
*** Bomba bomba.
Britney Spears'ın yıllar önce boşandığı kocasından 2 oğlu var biliyorsunuz.
bugün o zamanki kocası Kevin'ın kardeşi çıkıp,
"Britney kardeşimle evliyken ilişkiye girdik,
çocuğunun babası da benim" demiş!
havar komşular havar!
yahu bu kadının başı skandallardan kurtulmayacak mı?
*** Rihanna kendisini dövüp karakollara düşüren
eski sevgilisi Chris Brown'la barışmış!
Yohannes!
yaf tamam tutkulu aşk,
vazgeçilemeyen sevgili olaylarını ben de severim de,
burda söz konusu olan şey dayak!
sana vurmuş birine nasıl dönersin?
üstelik muhtaç da değilsin.
"siz bizim aramızdakini anlayamazsınız" gibi bir şeyler de demeçlemiş!
böyle aptalca bir şeyi hiçbir zaman hiçbir şekilde anlamak da istemem zaten Rihannacım.
( sesini ve şarkılarını seviyorum hala, orda sorun yok OK? kib bye )
*** Kate Winslet annesine babasına bile haber vermedennn gizlice evlenmişşşş.
bu kaçıncı evliliği oldu sayan var mı ya?
Sam Mendes'ten sonrasını takip edemedim ben.
yerli Gossip Girl'ünüzden şimdilik bu kadar.
(bu arada Gossip Girl de final yapmış ya la?)
---spoiler---
Blair'la Chuck,
Serena'yla Dan evlenmiş sonunda.
Gossip Girl de Dan çıkmış.
"girl" kısmı şaşırtmacaymış.
---spoiler---
xoxo.
hayatgibi.
21.12.2012
schalke çıktı ya la!..
sevgili günlük,
galatasaray'ıma schalke çıktı,
sevindim.
yarın kıyamet kopacak diyorlar
ya da 3 gün karanlık ve sessizlik olacak diyorlar ki
öyle bir şey olursa da çok kafayı sıyıran olur diye tahmin ediyorum.
ben bu senaryolara inanmamakla birlikte,
eğer öyle bir şey olursa diye şunu tarihe not düşmek istedim;
eğer yarın ölürsem aklıma aşkım, canım yeğenim Deniz'im, Arthur bi de Galatasaray'ım gelir,
diğer kimse de çok fazla umrumda olmaz.
son 1 yılda yaşadıklarım söyletiyor bana bunu,
hiç kusuruma bakma günlük.
nankör filan da değilimdir bu arada.
vakit olsa anlatırdım ama ölüyormuşuz be panpa!
ben ne olur ne olmaz diye yılbaşı ağacımızı kurdum ama.
hem de tek başıma!
sevdicek bu işe asla yardım etmez çünkü,
ellerime batıyor çok uzun sürüyor filan diye bir sürü bahane üretir.
ben de başım döne döne 3 saat kadar uğraşıp tek başıma kurdum işte.
hava karardı bunu yaparken.
ben de ağacın ışıklarını yaktım,
digitürk'ün jazz kanalını açtım,
perdeyi aralayıp kara baktım.
belki de dünyadaki son günümdü ve böyle geçti.
kötü bir hayat demezdim ama şu son 20 ay beni bitirdi.
alevlere ateşlere karışmadan
ya da karanlık boşluklara karışmadan
veya acayip güzel ortamlara dalmadan önce,
hepinize elveda.
ben de vardım bu dünyada.
Etiketler:
yılbaşı ağacı 21 aralık galatasaray
19.12.2012
Galatasaray döndürsün başımı sadece!
merhaba,
hayat hala kötü, zor, hastalıklarla dolu vs.
şu inanılmaz baş dönmesinden kurtulabilmiş değilim mesela.
geçeceği yerde arttı,
aylardır doktor doktor geziyorum ama çok uzun anlatmak istemiyorum sizi sıkmamak adına.
sonuçta vardıkları 3 nokta var doktorların baş dönmesi sebebi ile ilgili:
1-) iç kulakta denge siniri sıkışması sonucu kanal parazisi
2-) boyundaki kasların aşırı spazmı
3-) demir eksikliği
bunlar var elimizde ama sonuç ne derseniz sıfır.
özellikle iç kulakla ilgili olaylarda kullanılan sadece bir ilaç var,
"onu içip bekleyeceksin" den başka bir şey çıkmıyor ağızlarından.
%90 vücudun kendi kendine iyileştirmesi gereken bir problemmiş.
iç kulak müdahale yeri zor bir organ olduğundan,
tespiti tedavisi çok zor,
ellerinden de pek bir şey gelmiyor.
genel olarak vertigo diye geçiştirilen bu hastalığın bir sürü iyileşme hikayesi var
ve 1 ayda düzeldim diyen de gördüm
10 yıldır doktor doktor geziyorum çaresini bulamadım diyen de.
ama benim baş dönmelerim öyle seviyede ki,
tuvalete bile "gerçekten ihtiyacım var mı acaba" diye iyice düşündükten sonra gidiyorum.
o yüzden durumun uzun sürebilecek olması çok moralimi bozuyor.bir de kafamı da toplayamıyorum hiç.
şu yazdıklarım şu an anlamlı bir bütün oluşturuyor mu onu bile bilmiyorum.
garip unutkanlıklar filan had safhada.
2 gece uykumdan hiç bir şey hatırlamayarak uyandım.
sadece kim olduğumu değil yaşamakla ilgili hiçbir şeyi hatırlamıyordum.
tabula rasa gibi.
bir kaç dakika sonra geçti ama ben çığlık çığlığa evi ayağa kaldırmışım tabi.
kabustur filan deyip geçiştiriyorlar ama bilmiyorum.
bu arada durumum çok kötü olunca acaba nörolojik bir sorun mu var diye korkup MR çektirdiler tekrar.
ben kapalı alan korkum olduğu için açık MR'a giriyordum hep.
bu sefer doktor o tam göstermiyor her şeyi dedi.
kapalı istedi.hem de hem beyin hem boyun.
ilaçlı bi de.
uzun sürecek yani.
ben çektiremem deyince bayıltıp çektiler.
tekrar anestezi almış oldum.
iyi bi his değil tabi.
zaten başım dönüyordu bir kaç gün iyice leylalaştım.
temiz çıktı her şey çok şükür
ama ben niye kafamı toparlayamıyorum
niye unutkanlıklar yaşıyorum diye hala korkuyorum.
alzheimer filan olsa çıkar mıydı acaba MR'da?
çok korkutucu şeyler yaşıyorum yani bilmiyorum.
buradan sonra kalkıp herşey düzelip benim işe döneceğim günleri filan hiç gözümde canlandıramıyorum.
kısacası günler kolay ve güzel geçmiyor yani.
bu sebeple bu aralar bana mutluluk veren tek şey Galatasaray'ım.
futbolda zaten fanatiktim,
sürekli evde olunca diğer branşlara da taşıdım işi.
TV açıksa sadece GS TV izliyorum.
bu sayede kadın-erkek voleybol basketbol ne varsa takip ediyorum.
bugün hem kadın voleybol,
hem erkek voleybol,
hem bayan basketbol,
hem de erkek basketbol maçları var mesela.
15:00'te başlayıp 22:00'lere kadar sürecek bir maraton.
artık başımın müsaade edebildiği kadarını izleyeceğim.
özellikle 20:30'daki fb ile oynayacağımız basketbol maçı çok önemli.
bu arada fb demişken pazar günü fena yendik onu da belirtmeden geçmeyeyim.
(ya da felipe melo'dan gelsin: hahahahahahahahahahahahahahahaha :) )
voleybolda 5 gün içinde 2 kez yendik onları zaten.
basketbolda da yenersek son 15-20 gün içinde her dalda dize getirmiş olacağız ezeli rakibi.
bunlar tabii güzel şeyler ama
asıl önemli olan sezon sonunda şampiyon olmak
ve Avrupa'da başarılı olmak.
Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıktık biliyorsunuz
ve yarın yeni rakibimizin belli olacağı kura çekimi yapılacak.
ben de üşenmedim
veeeee evde kendi kendime bir kura çekimi gerçekleştirdim.
evet küçük kağıtlara her iki torbadaki takımların adını yazdım,
kimler kimin grubundan çıktığı için birbiriyle eşleşemez filan onları hesapladım
ve hile hurda olmaksızın bir kura çektim.
sonuçlar aşağıda,
bakalım ne kadarı tutacak yarın çekilecek kurada:
Dortmund - Porto
Manu - Valencia
Bayern - Milan
PSG - Arsenal
Schalke - Real Madrid
Barcelona - Galatasaray
Juventus - Celtic
Malaga - Shakhtar
yaaaaa bize Barcelona çıktı.
sakınan göze çöp batar mı denir ne denir?
ben Malaga veya Schalke çıksın istiyordum halbuki.
neyse umarım istediğim gerçek kurada çıkar.
ama hangi rakip çıkarsa çıksın biz turu atlamak için sonuna kadar uğraşacağız tabii ki.
rakip belli olduktan sonra
- başım çok dönmezse -
rakiple ve neler yapabileceğimizle ilgili detaylı bir analiz yazısı yer alabilir buralarda bir yerde.
Etiketler:
vertigo galatasaray
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)